Saygıdeğer Bakan,Sayın Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı,Sayın Diplomatlar,Kıymetli Konuklarımız,
Demir Perde’nin 20 yıl önce yıkılışını ve özgür, demokratik Macaristan’ın geçen yirmi yılının olaylarını tanıtan fotoğraf sergisine davetimizi kabul ettiğiniz ve teşrif ettiğiniz için teşekkür ederim.
Sergide görülen resimler sık sık sınırları gözler önüne sermektedir: sadece Demir Perdeyi, yani soğuk savaşın başından itibaren Avrupa’yı ikiye ayıran fiziki sınırın kendisini değil, II. Dünya Savaşından bu yana Avrupa uluslarını bölen sembolik ayırıcı çizgiyi de göstermektedir.
Fiziksel bir unsur olarak Demir Perde, 1949 yılından itibaren Macaristan’ı Batıda Avusturya ve Güneyde Yugoslavya’dan izole etmiştir. Macaristan-Avusturya sınırında mayın tarlaları ile güçlendirilmiş bu sınır koruma – 1956 yılındaki Macar İhtilali öncesi dönemde gerçekleşen yumuşamanın bir yılı dışında – tamamıyle 1989’a kadar sürdü. Seksenli yıllarda artık öncelikle Macarları değil, Doğu Bloğu mensubu devletlerin vatandaşlarını Batı’dan uzak tutmaya çalıştı.
Macaristan’da 1988’de ve 1989’da önemli demokratik değişikler meydana geldi. 1989 yılı Şubatında tek parti sistemi sona erdi ve Demir Perdenin kaldırılması hakkında da siyasi karar alındı. Demir Perdenin kaldırılmasına 1989 yılı Nisanında başlandı ve bir çok sosyalist devletin, herşeyden önce Doğu Almanya’nın protestosuna karşılık aynı yılın Ağustos ayına tamamlandı da. O zamana kadar on binlerce Doğu Alman vatandaşı Budapeşte’de Batıya ulaşabilme fırsatı için bekliyordu. İlk olarak, yaklaşık 700 kişilik bir grup Ağustosun 19’unda geçici olarak açılan sınır kapısında düzenlenen ve Pan-Avrupa Pikniği olarak adlandırılan etkinlikte Avusturya’ya kaçmıştır. Macaristan’da 100 bin kişilik ordu konuşlandıran Sovyet yönetimi bu durumu kabul etti, Doğu Alman Hükümeti – Macaristan’ın mevcut anlaşması temelinde – başka Doğu Alman vatandaşlarının Avusturya’ya kaçışını engellemesini talep etti.
Macar Hükümeti, cesur bir kararla bu anlaşmayı iptal etti ve 11 Eylülden itibaren Doğu Almanların Macaristan üzerinden serbestçe herhangi bir ülkeye seyahat etmelerini mümkün kıldı. Daha bu kararın bildirildiği gece yaklaşık 5 bin, bunu takip eden haftalarda ise 60 bin Doğu Alman vatandaşı serbestçe Avusturya’ya geçti.
Dönemin Alman Başbakanı Helmut Kohl’ün söylediği gibi “bu kararla Macaristan Berlin Duvarından ilk tuğlayı kaldırmıştır.” Yirmi yıl öncesinde Berlin Duvarının yıkılmasında ve Orta ve Doğu Avrupa’daki komünist sistemin çökmesinde Macaristan’ın hakiki bir rolünün olduğunu söylemek belki de kibirlilik olmaz.
Demokratik değişimler Budapeşte’de de hızla gerçekleşti. Komünist halef parti, muhalefet partileri ve toplum kuruluşlarının katılımıyla Ulusal Yuvarlak Masa Toplantısı’nda üç ay içinde tüm siyasi rejim değişikliğini mümkün kılan anayasal reformlar konusunda anlaşmaya varıldı. 23 Ekim 1989 tarihinde Macaristan Cumhuriyeti ilan edildi, 1990 yılı Mart ayında demokratik parlamento seçimleri düzenlendi, Mayısta ise demokratik bir şekilde seçilmiş yeni hükümet göreve başladı.
Sergimizde o zamandan buyana geçen yirmi yılın en önemli olaylarını görebilirsiniz.
Son olarak 21 Aralık 2007 tarihinde hazırlanan fotoğraflarda, bu tarihten birgün sonrasında var olmayan sınır kapıları görülmektedir. Bu fotoğraflar, Macaristan-Avusturya, Macaristan-Slovakya ve Macaristan-Slovenya sınırında hazırlanmıştır. Bu tarihten itibaren Macaristan Schengen alanının bir parçası oldu ve Macaristan-Avusturya sınırındaki sembolik Demir Perdenin son kalıntısı da ortadan kalktı.
Sayın Konuklar,
Türkiye’nin ve Türk toplumunun 1956’daki Macar İhtilalini ne kadar büyük bir sempati ile takip ettiği anılmaya değerdir.
1989’da kariyerine yeni başlayan bir diplomat olarak Ankara’da çalıştım, bunun için Türk dostlarımızın Macaristan’daki gelişmeleri ne kadar yakından takip ettiklerini, demokratik güçlerin çabalarının başarıya ulaşmasını ne kadar arzu ettiklerini şahsen tecrübe ettim.
Türkiye’ye, Türk toplumuna, gazetecilere, siyasetçilere, aydınlara bunun için teşekkür ederiz.
Üzüntü ile tecrübe ediyoruz ki, geçen 20 yıl her Avrupa sınırının ve ayırıcı çizginin sona ermesi için yeterli olmamıştır. Düşüncemizde ve tavırlarımızda geçerlilik kazananlar ile önyargı ve siyasi dar görüşlülüğümüzün beslediği durumları ortadan kaldırmak fiziki sınırları kaldırmaktan daha da zor olabilmektedir. Maalesef, ister kendi ülkelerimizde ister Türkiye’de veya Avrupa Birliği’nde bunun örneklerini sıralamak zor olmasa gerek. Gelecek 20 yılın da özgür, demokratik, tüm Avrupa işbirliğinin güçlenmesinin, Avrupa ulusları arasındaki hoşgörü, güven ve anlayışın derinleşmesinin dönemi olacağına inanıyorum.
Son olarak Keçiören Belediyesi’ne ve de Estergon Türk Kültür Merkezi Müdürüne ve mesai arkadaşlarına Macaristan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış serginin tanıtılması konusunda bu fevkalade şartları sağladıkları için şükranlarımı sunuyorum.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’a davetimizi kabul ederek ve teşrif ettiği ve konuşması ile sergimizin açılışına katılanları onurlandırdığı için içtenlikle teşekkür ediyorum. Avusturya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Sayın Hannes Schreiber’e ve Almanya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Sayın Prof. Dr. Pascal Hector’a açılışımıza katıldıkları ve günün etkinliğine yaptıkları katkı için minnettarım.